2012 Biterken

 

26 yıllık hayatımda bir yılı daha geride bırakıyorken, ilk kez bir yıl için değerlendirme yapayım dedim. Başlıyoruz…

2012 yılı hayatımızın geneli gibi inişli çıkışlı bir yıl oldu benim için. Okuldu, işti derken ilk altı ayı böyle kapattım. Derken yaz geldi ve bu yıl çok sıcak olmasına karşın, yaz en sevdiğim mevsim listesinde başı çekti. Tabi bunda baharların artık olmamasının da etkisi büyüktü. Boş zamanlarımda sırf bu yüzden küreselleşmeye daha fazla üzüldüm. Ama boş durmadım, yazı da çok mutlu geçirdim. Okul yaz tatiline girdi, ama arı gibi olmamızı gerektiren bu düzen beni staj yapmaya zorladı. Pek direnemedim tabi ve altı haftalık güzel bir çalışma içerisine girdim. Sonrasında tatildi, denizdi derken yazı da bitirdim.

Sonbaharda yıllardır başıma bela olan bademciklerimi aldırdım. Hastalığın, ameliyatın en güzel tarafı da seni seven herkesi etrafında görmendir bence. Ben de bunun güzelliğiyle tekkeye dönen evimde mutlu ve ağrılı sancılı şekilde bir hafta geçirdim. Olsun, boğazımdaki o iki düşmandan kurtuldum. Sonra tabi yine okul başladı. Hala gidiyoruz, geliyoruz, sınavlara giriyoruz şeklinde devam etmekte. Sonra kış geldi, üşümeler başladı. Zor kabullendim ama kabullendim. Önemli olan da buydu. Bunlar maneviyata çok girmediğim değerlendirmelerdi.

Peki iç dünyamda neler olmuştu? Ona da bakalım.

Yılın ilk yarısı bu anlamda da inişli çıkışlıydı. Güzel haberler, yeni çift olmalara tanık olmalar, kızlar, erkekler, hayattan çıkarılanlar şeklinde bir yoğunluğa tanık oluyordum. Mutlu zamanlara yenilerini ekleyip devam ediyorduk. Tabi sevgili sevgilim de bu mutluluğa gerekenden fazla katkı yapıp benim şebelek gibi gülmemde büyük pay sahibiydi. Ki hala da öyle 🙂

Ama daha sonra bir üzülmeler, bir kendini yerden yere atmalar başladı bende. Aile sorunsalı mıydı? Hayır. Sevgili sıkıntısı mıydı? Asla. Peki neydi neydi? derken, şööyle bir geri çekildim. Dedim kızım bir uzaktan bakıver. Keşke demeseymişim. Bir de ne göreyim? Deli divane hatta pervane olduğum insanlar benden fersah fersah uzağa gitmeye başlamışlar. Farkında değillerdir dedim. Yine sustum, sabrettim. Bu sabır konusu bu yıl da bana zarar verdi. Seneye sabırla yollarımızı mı ayırsak acaba? Neyse.

Bekledim, bekledikçe nokta oldum. O kadar uzağa gitmişlerdi ki, ben miyop olmama rağmen onları görüyordum. Ama onlar beni görmüyorlardı. (Sonra baktım yanımda bir nokta daha var. Yalnız değilim.) Önceleri biraz çırpındım, el salladım farkedileyim diye ama olmadı tabi. Bir nokta el sallasa ne kadar görürdünüz ki? Bir noktayla kahve içer miydiniz? Ya da bir noktanın halini hatrını içtenlikle sorar mıydınız? Siz de haklısınız. İşte size 2012 den bitmeye yüz tutmuş bir kaç arkadaşlığın kısa öyküsü. Yılın son günlerinde kafamı bu konuya yordum/yorduk. 2012 bana biraz bencil olmanın iyi bir şey olduğunu öğretti. Hayatıma yeni insanlar dahil edip, hemen bağrıma basmamam, biraz beklemem konusunda da fikirler verdi. Çok zamandır yanyanasın diye, hep yan yana olmayı beklemenin de aptalca olduğunu ekledi tabi lafın arasında. He bi de aptal olma dedi, peki dedim. O da beni 2013 e havale etti.

İyi dilek vs. gibi bir yazı olmadığından, öyle bitirmeyeceğim. Bir yılın kısaca değerlendirmesiydi. İyi dilekli yazı için bekleyiniz 🙂

 

*Hazel'12*

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir