Barışmayı deneyelim mi?

Yedi düvelle barışık olunmuyor belki. Ama altısıyla, beşiyle? Hadi olmadı üçüyle?

Denemek gerek. Öğrendim. Uyguluyorum.

Zeytin dalı uzanırsa ne âlâ, hemen yakala ve dalı uzatan o eli tut. Her zaman bekleme, arada sen de yap!

Hem o dal uzanmasa, zeytinin adı geçse sadece ya da sıcak bir tebessüm etse, etsen. Uzayda havaifişekler patlamaz belki ama o gün olmasa da bir gün mutlaka iyi bir şeyler olur. Sana, bana, sonra ağaçlara, kuşlara… 

Masaldaki güzel dünya çok uzak olabilir. Yapabildiğimiz kadarını yapsak.Yani diyorum ki yapalım. Masalın da hayalini kurarız. Kime ne?

Evet, evet… Tebessüm edelim, ardından kahkaha gelsin. Elele tutuşalım, ardından sarılmak gelsin. Bir selam verelim, ardından uzun uzun sohbetler gelsin.

İyilik gelsin, hoş gelsin…

 

Hazel

26/11/2014 – İstanbul

 

 

barış

Korkmadan Yaşa…

 

Bazen ısrarla da olsa, istemeyerek de olsa, koşa koşa dört nala da olsa değelim birbirmizin hayatlarına.

Korkmadan!

İyi ya da kötü izler bırakalım birbirimize, bizi büyütsün diye, güçlendirsin diye, küçültsün, zavallılaştırsın diye.

Her duyguya ihtiyacımız var.

Çekinmeden ateşlere de atalım kendimizi, çivi gibi sulara da. İşte o zaman yanmak da bizim donmak da. Uzaktan olmaz.

Yıllar sonra birini hatırlayınca kaşlarını çatabilir ya da gülümseyebilirsin. İkisi de sana ait, korkma.

Ve lütfen korkmadan yaşa…

 

 

Hazel 

6/9/2014 – İstanbul

00:45

 

 

korkmadanyasa