Bi’ Kız – 2

 

Dışarıda kar yağıyordu ve her yer bembeyazdı. Karın masumiyetini çaldı herkesten habersiz, benliğine aldı. Buna inandı. Çoğu zaman masum olmadığını düşünür dururdu çünkü. İçinde bir şeytan olmayabilirdi belki ama melek de sayılmazdı. Şimdi çaldığı masumiyetle huzur bulmuştu. Çalmak kısmını es geçmişti tabi ki.


 Son bir sigara içip yatmaya karar verdi bu huzurla birlikte. Sigarasını yaktığında, zaman konusunu düşünüp bitirdiğini fakat sevgi konusunda kafasını yormadığını fark etti. Oysaki o da aklına takılmıştı ve beyninin bir köşesinde sadece sessizce düşündükleri için çalışan bir bölüm olduğuna inanıyordu. Yine durmamış, O'nu rahatsız etmeyi başarmıştı.


 Ne düşünmeliydi sevgi hakkında? Sevmek güzeldi elbette, sevilmekten güzel olmasa da. Ne kadar sevdiğini mi düşünmeliydi yoksa ne kadar sevildiğini mi? Sevgisini saklamayan biriydi ama sevgi her zaman güzellik getirmemişti hayatına. Böyle düşününce içi acıdı. O anda gözünden düşen damlalar acısını mı akıtıyordu içinden dışarıya? Rüzgardandır dedi, ağlamayı yakıştıramadı o an kendine. Sevgi mutlu mu ederdi hep? Yoksa üzebilir miydi bazen? Bilemiyordu. İçinden çıkamadı.


 Sevgi üzerine en sevdiği şiir geçti içinden. Zaten ortaokulda öğrendiği bu şiir yüzünden değil miydi sevgisini saklama korkusu. Evet, herkesin aksine O, sevgisini göstermekten değil saklamaktan korkardı hep. Erteleyemezdi çünkü hiçbir şeyi. Zaman kimseye ait olmayan bir şeydi işte, biliyordu. Belli belirsiz o şiirin bir iki cümlesini mırıldandı. " Sevgileri yarınlara bıraktınız. Çekingen, tutuk, saygılı…"


 Düşünmekten yorgun düşmüş, iyiden iyiye de üşümüştü. Sigarasını da bitirmişti ve artık yatmalıydı. Bu düşüncelerin, masumiyet huzurunu bozmasına izin vermedi. Camı kapadı. Buz gibi olan ellerini birbirine sürtüp ısıtmaya çalışarak yatağına girdi. Isındığını bile hissedemeden uyudu.





(arkası yarın)


hzl'12

 

 

(yazımı yayınladığım blogum)

http://sizeanlatcaklarimvar.blogspot.com/2012/02/2-subat.html

http://sizeanlatcaklarimvar.blogspot.com/2012/02/2-subat.html

Bi’ Kız – 1

 

 

Hava aydınlanmış, gözü saate takılı kalmıştı. Zaman denilen şey bazen ne kadar hızlı, bazen de ne kadar yavaş ilerliyordu. İşte bunu anlamlandırmaya çalışıyordu. Tik tak tik tak tik tak…

 Zamanı düşününce ardından düşündüğü aşk ve sevgi oluyordu nedense. Sanırım hep ayrılıkların, vedaların ardından anlamsızca sarf edilen o "zaman her şeyin ilacıdır" klişesine inanmadığı için.


 Kafasında türlü türlü düşünceler dönüp duruyordu. Bir habere saatlerce gülebilirdi ya da başka bir haber yüzünden saatlerce ağlayabilir. Tuhaf kızdı işte. Kimine göre neşeli, kimine göre sessiz, kimine göre şirret. Kimin ne düşündüğünü umursamadığından olsa gerek, bu sıfatları aklından geçirmemiştir bile.

 

 Tuhaf kızdı. Çünkü bazen zamanla yarışır, bazen uyuşmuş gibi davranırdı hayata karşı. Bugün planlı yaşamaktan bahsetmiş olsa bile yarın O'nu "nasıl gelirse öyle yaşarım" felsefesiyle görmeniz mümkündü.


 Bu gece de salıvermişti kendini anlaşılan. Sabaha kadar gözünü kırpmamış, kayda değer hiçbir şey yapmamış, evin içinde odalar arasında dönüp durmuştu ve geceyi sabaha diktiği an aklına takılan tek şey "zaman"dı.


 Zaman kelimesinin yanına yakışacak, zamanı tamamlayacak kelimeleri düşündü önce.


 Zaman; umuttu, ümitti, kavuşmaktı, büyümekti, büyütmekti. Ama zaman; hayal kırıklığıydı, öylece beklemekti, vedaydı, sancıydı, yaşlanmaktı.


 Hepsi iç içeydi, bunu kabullendi.


 Sonra kendi zamanlarını düşündü. Kimlerle geçirmişti zamanını, neler yapmıştı, nereleri görmüştü?


 Bunları düşündükten sonra eline bir kalem kağıt alıp, sahibi olmadığı bir yarına, haftaya, yaza dair listeler oluşturmayacaktı elbette. Çünkü sahibi olmadığı şeylere hükmetmemeyi öğrenmişti. Şu saniye onundu, Tik! Ama bir sonraki kimindi bilinmezdi, Tak!


 İlk soruya cevap buldu önce: Dostlarıyla geçirmişti en çok zamanını ve ailesiyle. Sonra cevaplar geldi arka arkaya, okumuştu, aşık olmuştu, yerlere çakılmıştı, tekrar ayağa kalkıp yeniden yürümüş, yeniden aşık olmuştu, sevdiği bir kaç şehri görmüştü… Bu cevaplar O'nu biraz rahatlattı.


 Pencereyi açıp buz gibi bir nefes çekti içine.



(arkası yarın)


hzl'12

 

(yazımı yayınladığım blogum)

http://sizeanlatcaklarimvar.blogspot.com/2012/02/1-subat.htm

                                                                         l